2010 Şubat | Suna Dumankaya > Ahmet Maranki > İbrahim Saraçoğlu > Ender Saraç

Şubat, 2010

Sponsorlu Bağlantılar
Page 1 of 6612345678910152025...Last »

Grip çorbası nasıl yapılır

Cumartesi, Şubat 27th, 2010

grip çorbası tarifi gribe iyi gelen çorba hakkında bilgiler

Yapılan bazı araştırmalar çocukluğunuzda ağzınız, burnunuz aktığında, ateşiniz çıktığında size zorla içirilen “tavuk suyu çorbası”nın nezle ve gribe karşı burun tıkanıklığını gideren anti-histaminikler ve nefes açıcı kimyasallar kadar etkili olabileceğini gösteriyor.

Hatta bazı araştırmacılar biraz daha ileri giderek tavuk çorbasının hafif bir antibiyotik etkisinin bile olabileceğini ileri sürüyorlar. Ünlü bir Amerikalı doğa bilimcisi Dr. Earl Mindell tavuk suyu çorbası için “Antibiyotik gibidir” diyor.

Burun tıkanıklığını açmak, nezle, grip belirtilerini rahatlatmak iyileştirmeyi hızlandırmak için yemekten önce bir kâse tavuk çorbasını herkese, her yaşa öneriyor.

Benim tavsiyem bu çorbayı bir sebze çorbası haline getirmeniz ve içine midenizin isyan etmeyeceği kadar limon, acı kırmızıbiber ve karabiber eklemeniz.

Dökülen ve uzamayan saçlar için doğal tedavi yöntemleri

Cumartesi, Şubat 27th, 2010

saçlarımızın uzaması ve dökülmemesi için herşeyden önce dengeli beslenmeliyiz. dökülen ve uzamayan saçlar için tedavi ve yapmanız gereken bilgiler aşağıda

iyice ezilerek püre haline getirilmiş yarım olgun avokadoyu, 2 adet bıldırcın yumurtası, 2 yemek kaşığı susam yağı ile karıştırdıktan sonra boya sürer gibi tüm saçınıza uygulayın.

Daha sonra saçınızı streç film ile sararak 2 saat bekleyin ve ardından saçınızı yıkayın

epilasyon sonrası batma

Cumartesi, Şubat 27th, 2010

Bacaklarda ağda, jilet ya da epilasyondan sonra oluşan batıklar için öneriler aşağıda verilmiştir

Bacaklarınızda ağda, jilet veya epilasyon yaptıktan sonra batıklar ortaya çıkıyorsa hoş olmayan görüntüler oluşmaması için bunları yok etmeniz gerekecektir.
null
Bacaklarınızda oluşan batıkları gidermek için bir kahve fincanı kahve telvesi, yarım kahve fincanı Himalaya tuzu, bir tatlı kaşığı kekik yağı, bir çorba kaşığı limon kabuğu rendesi ve bir limon yağını iyice karıştırın.

Hazırladığınız bu karışımı batık oluşan bölgelere dikkatli bir biçimde sürün. Bir süre sonra bu bölgeler yumuşayacak ve batık kılınız yüzeye çıkacaktır.

fobi çeşitleri > Nelerdir > Fobi forumu

Çarşamba, Şubat 24th, 2010

fobi hakkında – fobi nedir – fobi forumu bilgiler aşaıda..

Örneğin otobanda hızla yol alırken haklı olarak kor­karız: Arabamız arıza yapabilir, yolunu şaşıran bir sü­rücü üzerimize gelebilir, denizde yüzerken bir girdapla karşılaşabiliriz, beklenmedik bir anda yaşamımız dahi tehlikeye girebilir. Gündelik yaşamdaki korkular sadece bedenimizle ilgili olmayabilir. Varoluşumuza yönelik daha soyut tehditler de algılayabiliriz. Örneğin bir işçi, işini kaybetmekten korkabilir, yönetici yanlış kararlar almaktan korkabilir, işadamı piyasadaki dalgalanmalar­dan kaygı duyabilir. Ancak bunların hiçbirini fobi ola­rak adlandırmayız. Öte yandan korkunun eğlenceli bir yanı dahi vardır. Korku filmleri seyretmeyi sevenlerimiz çoktur, lunaparklarda korku tünelleri eğlence için kulla­nılır, yüksek dağlara tırmananlar, başka tehlikeli sporlarla uğraşanlar hep korku ile yüzleşirler. Hatta bazı in­sanlar korkuyu özellikle ararlar, zaman zaman korku yaşamak hayatlarına anlam katar, belki de yaşamakta olduklarım onlara gösterir. Bebekler dahi dozunda kal­mak şartı ile küçük korku oyunları ile eğlenebilirler. Demek ki, bu özellik yaşamın oldukça erken dönemle­rinden beri vardır. Korku boyutunda sınır önemlidir. Korku nereye kadar eğlencelidir, nereye kadar tehdit edicidir? Korku, bireyi tehdit ettiği andan itibaren bir soruna dönüşür ve yoğunluğuna göre bireydeki patolo­jiyi üretir.

Normal yaşamda sık karşılaşılan korkular nelerdir? Normal yaşamda sık rastlanan korkulardan biri de yeniliklerden korkmadır. Buna “neofobi” de denir. De­ğişikliklere kapalı bir yetiştirilme tarzı, risk almaktan aşırı derecede kaçınan karakter yapıları buna yatkındır. Toplum içersinde, genellikle yaşlıların değişikliklerden pek hoşlanmadıklarına inanılır, ancak bu her zaman doğru değildir. Yenilik fobisi az düzeyde olsa bile bire­yin yaşamını ve gelişimini sınırlar, bireysel yükselişini engeller. Bu açıdan belki de günümüz insanı için en bü­yük risklerden biridir. Yenilik fobisi, insanda daha çok gereksiz uyum davranışı geliştirir, hatta kişiyi alternatif düşünme stillerinden uzaklaştırır ve belli kalıplar içeri­sinde yaşamasına yol açar. Bu kişiler düzen ve sistem adına daha kolay ikna edilebilir bir konumdadır. Yenilik fobisi olan insanların büyük bir kısmı daha çok dogma ve önyargılarla yaşar. Onlar için karşı bir düşünce ya da yaşantı tehdit edici bir durumdur. Kendi gibi düşünme­yen insanları rakip ya da düşman olarak algılayabilirler ve onlarla yakınlık kurmamayı tercih ederler. (fobi net)

Fobi Türleri

Bakış korkusu

Normal yaşamda sıkça rastlanılan bir başka korku da insanın, bakışların kendisine yöneldiği endişesini taşı­masıdır. Bu durum daha çok genç insanlarda görülür. Bi­raz da vücudun ve kişisel psikolojinin hızlı geliştiği bir yaş döneminde olunmasının getirdiği bir durumdur. Bu his çoğu kişide eleştirildiği duygusunu yaratabilir. Bir in­sana dik dik bakmak genellikle olumsuz, rahatsız edici bir his yaratır. Hareketlerdeki doğallığı bozar. Bakışların kendisine yöneldiği endişesi taşıyan insanların büyük ço­ğunluğu sosyallik sorunu çeken ve biraz da kendilerine düşük özgüveni olan kişilerdir. Diğer insanlara oranla daha izole bir hayata çocukluklarından beri maruz bıra­kılmışlardır. Bu kişilerin ebeveynleri daha çok onları ko­rumak adına izole bir yaşamı sürdürmeye zorlamışlardır ve bu durum da daha sonraki yıllarda alışkanlık haline gelmiştir. Öte yandan başkalarının kendisini izlediği, kendisine baktığı, yani bir takım seyircilerin bulunduğu duygusu normal sınırlarda olmak kaydı ile yaşamın bir parçasıdır. Bu duygu insanı yalnızlık ve kaybolmuşluk duygusundan arındırır. Hayatlarında görüşlerine çok önem verdikleri insanlar bulunan kişiler de birçok dav­ranışlarını sanki o kişi ya da kişiler izliyormuş gibi düşü­nerek ayarlarlar.

Ayrılma korkusu ve fobi isimleri

Ayrılma korkusu da çok temel duygularımızdan biri­dir. Her insanda bir dereceye kadar etkili olur. Bazı in­sanların ise yaşamını yönetecek kadar belirgin olabilir, onu bağımlı ilişkilere mahkum hale getirebilir. Ayrılmak herkes için rahatsızlık verici bir histir. Bu, kişisel ilişkiler­deki ayrılmalar kadar, kişinin bir kurumdan, bir fikir­den, bir coğrafyadan ayrılması sırasında da gündeme ge­lir. Her ayrılma olayını bir matem dönemi izler. Bazı in­sanlar için bu matem hiç bitmez, ayrılık gerçekleştiği hal­de kafalarında o konuyu yıllarca yaşatırlar. Çoğu kişi evinden bir başka semte taşındığında bile birkaç ay uyum problemleri yaşar. Çocuklardaki okul değişimleri ve başka bir semte taşınma durumları çok daha ciddi uyum sorunları yaratabilir. Bu uyum sorunları okul ba­şarısından sosyal boyuta kadar uzanabilir. Yetişkin oldu­ğu halde anne ve babasından aynlamadığı için evlenmeyi tercih etmeyen kişilere ender de olsa rastlanır. Hatta kişi evden ayrılmamak için ailesine gereksiz toleranslar gös­tererek, onlar olmadan yaşamı götüremediğine inandır­maya çalışır.

Ölüm korkusu ve fobi hastalığı

Yine evrensel olan bir korku da ölüm korkusudur. Ölüm herkesçe soğuk, uzak, tüyler ürperten bir gerçek olarak algılanır. Ancak şu da bir gerçektir ki, ölüme yak­laşan kişiler bunu çevrelerindeki insanlardan daha rahat karşılarlar genellikle. Ama diğerleri için ölüm hep soğuk bir şeydir. Ölüm korkusunu çoğu insan yarı bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaşar. İnsanlar özellikle yaşlandıkla­rında ya da emekli olduklarında ölümü daha sık düşü­nürler ve korkmaya başlarlar.Yaşamları adına belirsizlik­leri olan ya da net hedefleri olmayan insanlar için ölüm korkusu çok yoğun yaşanmayabilir. Nedense yaşamlarını oturtmuş maddi ve manevi açıdan belirli bir olgunluğa gelmiş kişilerde ölüm korkusu daha sık görülür. Bazı insanlar kendilerinin ölümünden korkup ürkerken bazı in­sanlarsa sevdiklerinin ölümünden ürkerler. Sevdiklerinin ölümünden korkan insanlar onları abartılı ve rahatsız edici bir şekilde koruma altına alabilir. Bu kişiler çok sevdiği bir yakınını sadece endişe ettiği için gerekli gerek­siz doktora götürebilir, yemek düzenleri ve ulaşımı ile ra­hatsız edici bir şekilde ilgilenebilir. Dolayısıyla bu kişiler sevdikleri için sorun teşkil etmeye başlar hatta yakınları zamanla kendilerinden uzaklaşır.

Hastalık korkusu

Çoğu kişi hastalanmaktan da haklı olarak korkar ama gündelik yaşamımızda hastalıkları kendimize pek yakıştırmayız. Hele ruhsal bozukluklar genellikle hep başkalarında olduğu düşünülen, hiçbir zaman kendi ba­şıma gelmez denilen türden hastalıklardır. Ama bunları görmezden gelmek gerçekleşmelerini önlemez. Hastalık korkusu olan insanlar gereksiz yere doktora gidebilir, ge­reksiz tahliller yaptırabilir ve bu yüzden sıkıntı yaşayabi­lirler. Genellikle hep sağlık sorunlarından söz ettiklerin­den bu tutumları çevrelerince pek hoş karşılanmaz ye sı­kıcı bulunur, ancak toplumumuzda genellikle bu durum pek yüzleştirilmediğinden çoğu zaman yaşam boyu bir alışkanlık biçiminde sürer gider. Doktorlar için de böyle davranan bir kişi ile ilgilenmek oldukça zordur. Dokto­run asıl cevap aradığı sorular yerine bu kişilerin, şikayet­lerini sürekli düşünme biçimlerine uygun biçimde anlat­makta ısrar etmeleri işbirliğini ve iletişimi güçleştirir. Bu ise tam da korktukları şey olan bir hastalığın fark edil­memesi riskini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Çün­kü doktorlar yalnızca anlatılanla değil muayene ve laboratuar bulguları ile de karar vermek zorundadırlar. An­cak çoğu doktor bu gibi tutumları tecrübe ile fark etti­ğinden etki altında kalmamaya ve nesnel bir değerlendir­me yapmaya çalışır. Bir başka güçlük ise hastalık korku­su olan kişilerin bunun altında psikolojik bir sorunun yattığı görüşüne genellikle itiraz etmeleridir. Bu durumda kendisini ilk muayene eden doktorun problemin kökeni­nin psikolojik olduğunu kişinin anlayacağı bir dille an­latması ve bu yönden ilgilenecek olan meslekdaşına uy­gun bir dille yönlendirmesi önemlidir. Genellikle bu kişi­ler kendilerinde bir problem ya da hastalığın olmadığı, muayene bulgularının normal çıktığı gibi bir açıklamayı yeterli bulmazlar. Şu da bir gerçek ki psikolojik sorunlar çoğu zaman bedenin her yeriyle bağlantısı olan otonom sinir sistemini etkilemekte ve ilk bakışta psikolojik oldu­ğu açıklamasını kişinin şaşırtıcı bulacağı derecede beden­sel yakınmalara neden olabilmektedir. Burada kişi ger­çekten de hissettiği bir yakınmayı dile getirmektedir, yani hissedilenler doğrudur, ancak bu hissedilenlerin psikolo­jik mekanizmalarla ortaya çıktığını, tetiklendiğini anla­maları önemlidir.

Doğal felaket korkusu

Yine herkesin zihninin bir köşesinde doğal felaketler­den korku yatar. Hele Türkiye’de deprem korkusu nere­deyse gündelik yaşamımızın her anına sinmiştir. Buna karşın çoğumuz bu korkuyu bir fobi haline getirmez, gündelik yaşamımıza devam ederiz. Doğaldır ki, korku­ları fobi haline getirmemenin tam karşıtı da aşırı derece­de inkardır. Bu da tedbiri elden bırakmaya neden olaca­ğından ideal bir tepki sayılamaz.

* şifalı bitkiler ve faydaları forum
* ameliyattan sonra yoğurt yiyilirmi
* su fobisi
* psikolojik halsizlik
* ameliyat fobisi nedir
* lazerin zararları nelerdir forum
* psikolojik bitkisel çözüm
* psikolojik halsizlik için bitkisel çözümler
* PSİKOLOJİK KORKULARA İYİ GELEN BİTKİLER
* psikolojik sorunlar çeşitleri
* soguk su fobisi
* kisilerin sevdikleri nedir
* insana gore muane
* insana bulunan bagirsak cesitleri nelerdir
* coğrafyaya göre vajina çeşitleri
* doktur loğma kelemi osmakorkmaz
* elektrikli aletlerin ke?finden ?ncesi sonras? insanlar?n ya?ant?s?
* erkeklerin sevdikleri vajina tipleri
* hangi bitki ayrılmaya iyi gelir
* HIZLI FOBİ KÜRÜ

türkiye – kuş gribi salgını etki alanları

Çarşamba, Şubat 24th, 2010

domuz gribi ve kuş gribinin türkiyedeki yeri ve önemi etkileri. bu iki salgını gelin daha yakından inceleyelim..

Hong Kong’da 2003 yılında yaşanan salgında tüm tavuk­ların aşılanması, evlerde beslenen kuşlar ve hatta yabanıl kuşların düzenli kontrolden geçirilmesi, kümeslerin ayda iki kez dezenfeksiyonu, çiftlik ve pazarların sürekli denet­lenmesi yoluyla salgın kontrol altına alınabilmiştir. Bu tür deneyimlerin ardından, toplu kümes hayvanı ölümü olan çiftliklerde hastalıklı ve temaslı kuşların imha edil­mesi, bunları uygun biçimde ortadan kaldırması, çiftlik­lerin karantinaya alınması, buralarda sıkı bir biçimde dezenfeksiyon uygulanması önerilmektedir. Hayvanların itlafı uygun giysi ve donanımla gerçekleştirilmelidir, ölen tavuklar uygun bir şekilde yakılarak veya derince açılan çukurlara üzerlerine sönmemiş kireç dökülerek gömülmelidir. Ayrıca canlı kümes hayvanlarının ülke içi ve ülkeler arasında hareketlerinin kısıtlanması yoluyla insa­nın virüsle teması azaltılmalıdır. Dikkatli ve sık el yıkama diğer salgınlarda olduğu gibi kuş gribinde de çok önemli­dir. El yıkama sabun ve su ya da susuz alkol temelli el antiseptikleri ile yapılabilir. Salgın riski yüksek olan ülke­lerde temas riski fazla olanlara halihazırdaki grip aşısı yapılmalıdır. Ayrıca göçmen kuşların göç yolları izlene­rek salgının yeni çıkması olası yerlerde önceden önlemler alınmalıdır. Tüm bu çalışmaları koordine eden bir örgüt­lenmeye gidilmeli, erken uyarı sistemleri ve acil eylem planları hazırlanmalıdır. Halkın alınması gerekli önlemler hakkında bilgilendirilmesi sağlanmalıdır. Ayrıca zararın devlet tarafından karşılanacağı garantisinin verilmesi kü­çük üreticilerin hayvan ölümlerini bildirmeme ihtimalini de azaltır. Gribin gıda yoluyla yayılmasını önlemek için kanatlı hayvanlar iyice pişirilmeli ve el hijyenine dikkat edilmelidir. Yumurta kabukları yıkanmalıdır ve kanatlı ürünleri yeterli sıcaklıkta pişirilmeden tüketilmemelidir. Hastalık şüphesi olanlar hemen hastanelere başvurmalı, hastalıklı kişilerle temas eden aile üyeleri, iş arkadaşları, sağlık çalışanları gibi kişiler de mutlaka koruyucu önlem­ler almalıdır.

Salgın durumunda tavuk çiftliklerinde güvenlik önlemleri nasıl alınır?

Kuş gribine dair en ufak bir şüphenin olduğu durumda tavuk üreticileri hemen gerekli tahlilleri yaptırmalı, has­talığın doğrulanması durumunda çiftliklere giriş çıkışlar yasaklanarak Tarım Bakanlığı’na haber verilmelidir. Bu durumda acil eylem planınca olayın saptandığı yer mer­kez kabul edilerek 3 km yarıçapında bir alan kontrol böl­gesi ilan edilerek karantinaya alınmalıdır. Bu bölge içeri­sinde yer alan kanatlı hayvanların hepsi, sağlıklı ya da hasta olup olmadıklarına bakılmaksızın itlaf edilmelidir. Ayrıca 10 km yarıçapındaki alanda da kanatlılar kontrol altına alınmalıdır, Salgının çok bulaşıcı ve öldürücü bir hastalık olması, ayrıca insanda da hastalık yapabiliyor olması nedeniyle çiftliklerin giriş çıkışları yasaklanmalıdır. Her kümesin bakıcısı ve malzemeleri ayrılmalı, personel dezenfeksiyonu için gerekli tedbirler alınmalıdır. Taşıtlar çiftlik içine alınmamalı, alınmak zorunda kalımrlarsa etkili dezenfek­tanlarla yıkanmalıdırlar. Kümes içleri gibi kümes dışları­nın da hijyeni önemsenmelidir. Kemirgenlerle mücadele için etkili yollar uygulanmalıdır. Ölü hayvanlar bulaşma­yı önleyecek şekilde mümkünse salgın saptanan bölge içinde imha edilmelidir.

Hayvanların itlafı nasıl yapılmalıdır? Kuş Gribi Türkiye

Ateş üzerinde kül ile kanatlıların imha edilmesi öneril­mez. Bu işlem ancak kül edici fırınlar mevcut ise uygula­nır. Önerilen, yerinde çukura gömme yöntemidir. Bunun için en az 2 metre derinliğinde ve yine 2 metre genişli­ğinde çukurlar açılır. Çukurlara gömülecek hayvan sayısı alana göre belirlenmiştir. Çukur üzeri kapatılmadan önce sönmemiş kireç ile kaplanır daha sonra ise fazla bastır-mamaya özen gösterilerek toprakla kapatılır. Kullanılmış olan yüksek riskli malzemeler içinse termo (yüksek sıcak­lık) imha sistemlerinin kullanılması gerekir. Tüm bu ku­rallara uyulmalıdır.

Kanatlıları itlaf edenlerin üzerinde astronot giysisi gibi giysiler var. Bunlar gerçekten şart mı? Bunlar gerçekten virüsten koruyor mu? Eğer karantina bölgesinde bu tür giysiler giymek şartsa, bölgedeki bütün insanları karantinaya almak gerekmez mi? İtlaf çalışmalarına katılanların mutlaka gerekli koruma önlemlerini almaları şarttır. Bunun için o giysilerin gi­yilmesi gerekir. Bölgede yaşayan kişilerinden itlaf çalış­malarına katılanlar da mutlaka bu giysileri giymelidir. Bunun dışında itlaf çalışmalarına katılmayan ancak böl­gede yaşayan kişilerin de alması gereken önlemler vardır. Toprak da hasta hayvanların dışkısı ile bulaşık olduğundan bu kişilerin maske kullanması, el hijyeninin iyi ya­pılması ama her şeyden önce hastalık belirtileri ve yapıl­ması gerekenler ile ilgili eğitilmeleri gerekmektedir.

Kanarya, güvercin vb. yetiştirenlerin kuşları itlaf edilebilir mi?

Salgın olduğu durumda salgın olan bölgede yaşayan ka­natlıların en kısa süre içerisinde itlaf edilmesi gerekmek­tedir. Daha çok kümes hayvanlarının itlafından bahsedi­lebilir ancak evcil kanatlılar da hastalığı yayma potansi­yeli taşır. Bu sebeple kanarya ve güvercinlerin de itlafı söz konusu olabilir.

Göçmen kuş itlafı yapılıyor mu? Yapılması gerekli ya da yararlı mı?

Göçmen su kuşları arasında Çin’de ve Rusya’da görülen öldürücü H5N1 virüsü salgınları sonrasında bu konuda bazı çalışmalar yapılmıştır. Bu kuşların virüsün doğal taşıyıcı olduğu, çoğu kez virüsün bu kuşlarda hastalığa yol açmadığı, Rusya ve Çin’de görülen bu salgınların is­tisnai bir durum olduğu saptaması yapılmıştır. Hastalığın su kuşları arasındaki yayılımma müdahale etmenin an­lamsız ve gereksiz olduğu düşünülmektedir.

Göçmen kuşların durumları ne olacak? Onları korumak için bir şey yapılamaz mı?

Göçmen kuşların büyük bölümü virüsün doğal taşıyıcısı olup nadiren hastalık nedeniyle ölmektedir. Göçmen kuş­ları korumaya yönelik önlemlerin alınması şu anda mümkün değildir.

Almanya’nın bazı eyaletlerinde açık kanatlı hayvan pazarları yasaklandı. Türkiye’de de böylesi bir önlemin alınması gerekmez mi?

Gerekir. Daha önce de belirtildiği gibi bu pazarlar hem hastalığın temas yoluyla insana geçme riski, hem de virü­sün insandan insana geçiş özelliği kazanabileceği ortam­lar oluşturma riski nedeniyle tehlikelidir. Bu sebeple açık kanatlı hayvan pazarlarının yasaklanması gerekir.
Kuş gribinin bazı aletlerle de taşınabileceği söylenmekte. Bunlar ne tür aletlerdir?
Kuş gribi virüsü uzun mesafelere kuş kafesleri, paletler, yumurta doldurulan tepsiler, gübre ve yem, bulaşık giysi­ler, ekipman ve taşıtlarla süratli bir şekilde yayılabilmektedir.

Kuş gribinden korunma

Kuş gribine karşı Manyas’ta sokak köpekleri de öldürüldü. Bu gerçekten gerekli miydi?

Taşıyıcılıkta sokak köpekleri önemli olabilir. Bu sebeple virüsün köpeklerle taşınmasını önlemek için çiftliklerde önceden biyo-güvenlik önlemleri alınmalıdır. Önlem alınmadığı ve salgın başladığı durumda sokak köpekleri­nin öldürülmesi gerekli hale gelebilir.

Türkiye’de göçmen kuşlar hangi mevsimlerde daha büyük bir tehlike yaratıyor?

Sonbahar ve ilkbahar aylarında göçler daha fazladır. An­cak kış aylarında da Sibirya’dan güneye göçen kuşlar ül­kemizden geçmektedir. Türkiye’de 2006 Ocak ayı ile be­raber başlayan salgının da Sibirya’dan göçmekte olan göçmen kuşlarla ülkemize taşındığı düşünülmektedir.

Kuş gribi vakalarının görüldüğü Uzakdoğu ülkelerinden gelenlere sınırlarımızı neden kapatmıyoruz?

Kuş gribi görülen ülkelerden canlı ya da hazır kümes hayvanı ile diğer kanatlıların alımları durdurulmalıdır. Bunun dışında bu ülkelere seyahat edenlerin canlı kuş pazarlarından, kümeslerin bulunduğu mekanlardan uzak durmaları da önerilmelidir. Ancak bir ülkeye sınırları tamamen kapatarak kişilerin yolculuğunu da engellemek, virüs henüz insandan insana bulaşmadığından gerekli ve etik değildir.

Sınır kapılarında yeterli güvenlik önlemleri alınıyor mu? Ne yapılmalı?

Sınır kapılarında maalesef yeterli önlemlerin alındığını söylemek mümkün değildir. Ancak Türkiye’de yeni çıkan salgınla beraber önlemler arttırılmıştır.

Kuş gribi virüsü etkinliğini hangi ortamlarda ne kadar süre koruyabilir?

Virüs, bulaştığı alanlarda düşük sıcaklıkta 3 ay canlı ola­rak kalabilir. Suda 22 derecede 4 gün canlı kalırken, 0 derecede 30 günden fazla etkinliğini sürdürebilir. Bu du­rum bulaşıcılıkta çok önemlidir. Ancak virüs 56 derecede 3 saatte ya da 60 derecede 30 dakikada ısınma yoluyla ve yaygın kullanılan dezenfektanlarla etkisizleşebilir.

Kuş gribi ne tür yollarla bulaşabilir? Kuş gribinin etkileri

Virüsün yabanıl göçmen kuşlardan evcil kuşlara geçmesi önemli bir salgın nedenidir. Bu sebeple özellikle canlı kuş pazarları ve göçmen kuşlarla çiftlik hayvanlarının aynı su kaynaklarını kullandığı çiftlikler bulaşım için risk taşırlar. Ayrıca göçmen kuşların dışkısının kümes hay­vanlarının arasına düşmesi de bulaşımda önemlidir. Ça­lışmalar, bulaşık 1 gram gübrenin 1 milyon kuşa bulaşa­bileceğini göstermiştir. Taşıyıcı kuşlar virüsleri en az 10 gün boyunca ağız ve dışkı yoluyla atabilirler. Ayrıca kuş dışkısı ile bulaşık toz, toprak, araçlar, ayakkabılar, kafes ve giyecekler yoluyla çiftlikler arasında da kolayca taşı­nabilir.

insanlara ise virüs doğrudan temas yoluyla, ölü veya canlı hastalıklı kuşlara ve bu kuşların atıklarına maruz kalmakla bulaşabilir. Hasta kuşları hazırlama, tüylerini yolma, horoz dövüşü yaptırma, kümes hayvanı ila oyna­ma, iyi pişirilmemiş kümes hayvanı tüketme bulaşıcılıkta önemli bulunmuştur. Çevreden insana temas bu şekilde mümkün olmakla birlikte sınırlıdır. Kişiden kişiye temas ise henüz kanıtlanmamıştır, ancak şüpheli iki olgu bildi­rilmiştir.
Bir diğer bulaşma yolu da domuz gibi bir ara konak yo­luyla olur. Domuz hem insan hem de kuş influenza virüs­lerinin taşıyıcılığını yapabilir. Eğer hem kuş hem de in­san influenzası bulaşırsa, domuz her iki tip virüsün gene­tik materyallerinin birbirine karıştığı bir tekne vazifesi görebilir. Yani domuzda ortaya çıkabilecek yeni virüs insandan insana geçme özelliği gösterebilir.

Kimler risk altındadır?

Ölü ya da canlı hasta hayvanlarla veya bu hayvanların atıkları ile doğrudan teması olan kişilerin (çiftlik çalışanla­rı, geçimini kümes hayvancılığı ile sağlayan küçük üretici­ler, çiğ etlerin hazırlanmasında çalışan işçiler, marketlerin tavuk reyonlarında çalışanlar, salgın durumunda hayvan­ları itlaf çalışmalarına katılanlar) kuş gribine yakalanma riski çok daha fazladır. Bunun dışında hastalanmış kişilere sağlık hizmeti veren sağlık çalışanları da risk altındadır.

Parklardaki kuşlardan, ördeklerden vb. insanlara ya da çocuklara geçebilir mi?
Virüs kuşlarda tükürük, burun salgısı ve dışkıda bulun­maktadır. Diğer kuşlara da bu salgılar yolu ile bulaşmak­tadır. İnsanlara ise hasta kuşlardan ve hasta kuşların sal­gılarının bulaştığı yüzeylerden solunum ve temas yoluyla bulaştığı düşünülmektedir. Dolayısıyla bu kuşların salgı­larının bulaşmış olduğu park alanlarında bu yüzeylerle temas eden ya da bu alanlardaki tozu soluyan çocuklara da geçme riski olduğu söylenebilir.

Evlerin balkonlarına ya da pencerelerine gelen, yuva yapan kuşlardan geçebilir mi?
Bir salgın durumunda bu kuşlardan da hastalık geçebilir. Evlerin balkonlarına ya da pencerelerine gelen ya da yuva yapan kuşlar buralara salgılarını bırakabileceklerinden insanların buralardan da virüsü temas veya solunum yo­luyla alma riski bulunmaktadır.

Evimizin balkonundaki/bahçemizdeki civcivlerden geçebilir mi? Kuş gribinin sebepleri

Kuş gribi salgını olan bir bölgede, göçmen kuşlarla veya onların salgı ve dışkıları ile temas edebilecek tüm hayvan­larda hastalık oluşabilir. Bu risk evimizde ya da bahçe­mizde beslediğimiz kanatlı hayvanlar için de vardır. Daha sonra bu hayvanlardan da insanlara virüs bulaşabilir.

Komşumuzun balkonunda/bahçede tavuk/kaz vb. var… Bunlar tehlikeli mi?
Evet. Hasta olan evcil kümes hayvanlarının dışkı ve diğer salgıları ile insanlara da virüsün bulaşma riski mevcuttur. Evcil kümes hayvanları arasında da H5N1 virüsünün yol açtığı hastalık öldürücü bir şekilde seyrettiğinden bu hayvanlar da kısa süre içinde hastalanacak ve ölecekler­dir. Eğer bu hayvanlara H5N1 değil de hastalık oluşturma gücü daha düşük başka bir alt tip bulaşmışsa, bu hayvan­larda da ölüme değil hafif hastalığa neden olacak ve insana geçtiği durumda da hafif seyirli hastalığa sebep olacaktır.

Evimizdeki kuşlar açısından önlem almalı mıyız? Aşısı var mı?

Hastalık ördek, hindi, tavuk, evcil kaz vb. kümes hayvan­larının dışında muhabbet kuşu, keklik ve papağan gibi ev hayvanlarında da görülebilir. Bu sebeple evimizdeki kuş­lar açısından da önlem almak gereklidir. Öncelikle kuşla­rın nereden getirildiğinin denetimi yapılamadığından açık kuş pazarlarından bu hayvanlar satın alınmamalıdır. Açık kuş pazarları hastalığın bölgeler arasında yayılmasındaki en önemli etkenlerden biridir. Eğer evimizde bes­lediğimiz kuşların salgın olmayan bir bölgeden geldiğini biliyorsak bu hayvanlar göçmen kuşlarla karşılaşmadığı sürece hastalık riski oluşturmayacaklardır. Bunun dışın­da evimizde beslediğimiz kuşların da salgın durumunda aylık veteriner kontrollerinin yapılmasını önerenler var­dır. Bu yöntem 2004′de Hong Kong’daki salgında kulla­nılmış ve önemli olabileceği bildirilmiştir.

Kanatlılarda kullanılan kuş gribi aşısı olmakla birlikte H5N1 tipine tam olarak etkili bir aşı henüz yoktur. Ancak hayvanların aşılanması konusunda da tartışmalar vardır. Hastalık yapma etkisi az olan kuş gribi virüsü tipi taşıyan hayvanların aşılanması durumunda genetik değişim ya da mutasyonlarla daha çok hastalık yapma potansiyeli kazanabilecekleri iddia eden ve bu sebeple hayvanların aşılanmasını önermeyenler vardır. Bu konudaki çalışma­lar hâlâ sürmektedir.

Eminönü gibi, kentlerin merkezi meydanlarındaki güvercinler (ve onlara yem atılması) tehlikeli mi?

H5N1 nedeniyle toplu kuş ölümlerinin bildirildiği ülke­lerde kuşların salgılarının bulaştığı toz toprağı solumanın insanda hastalığa neden olabileceği düşünülmektedir. Bu durum ancak salgın dönemleri için geçerlidir. Yani, İs­tanbul’u da etkileyen bir salgın sürecinde Eminönü gibi yerlerde güvercinlerle ve onların dışkılarıyla temas etmek hastalanma riski barındırır.

Martılardan, leyleklerden vb. geçebilir mi? Vapurlarda martılara simit parçaları atmamak daha mı güvenli?

Deniz kuşları, bataklık kuşları ve martılarda da hastalık görülebilir. Bir salgın durumunda kanatlılarla 1 metreden daha yakın mesafede bulunmak risklidir.

Açık yerlerde satılan kafes kuşları tehlikeli mi?

Evet. Buralarda özellikle evcil olmayan kuşlar satılır. Bu kuşlar da virüsün taşıyıcısı olabileceğinden bu tip yerlere gitmek hastalanma riskini arttırır. Üstelik bu yerlerde kuş gribi virüsü ile insan gribi virüsünün karşılaşması ve in­sandan insana geçme özelliği kazanması olasılığını artar.

Bitkilere geçme ihtimali var mı?

Hayır. Bitkilerde hastalık yapmaz, ancak virüsü taşıyan ya da hasta olan kanatlıların salgılan ve dışkısının bitkiler üzerine bulaşması söz konusu olabilir. Bu sebeple tüketi­len sebze ve meyvelerin yenilmeden önce iyice yıkanma­sı diğer pek çok bulaşıcı hastalıktan olduğu gibi kuş gri­binden korunmada da önemlidir.

Virüs başka hangi hayvanlara bulaşabilir?

Tayland’da leopar ve kaplanlarda, Hollanda’da deneysel olarak ev kedilerinde H5N1 virüsünün saptanması kedi­gillerin taşıyıcılıkta rol oynadıklarını göstermiştir. Bunun dışında bazı kemiricilerin ve hatta sineklerin virüsün taşıyıcılığında önemli olabileceği düşünülmektedir. An­cak virüs bu hayvanlarda hastalığa sebep olmaz.

Kuş tüyünden yapılma yastık, yorgan vb. tehlikeli olabilir mi?

Hasta olan kuşların tüylerinden yapılmış olanlar elbette tehlikelidir. Ancak bu ürünlerin hasta olan kuşlardan yapılıp yapılmadığı bilmemiz genel olarak mümkün ol­madığından salgın sırasında nasıl üretildiğinden emin olmadığımız bu ürünlerin satın alınmaması önerilebilir.

diğer konular:
* elektrikli aletlerin keşfedilmesinden önce insanların nasıl yaşadıklarını ve neler yaptıkları
* sönmüş kireç nerelerde kullanılır
* elektrik aletler keşfedilmeden önce insanların nasıl yaşadıklarını araştır
* tavukçuluk hangi bölgede yapılır
* kuş gribi hangi ülkemizde bulunur bölgemiz
* kümes hayvancılığı hangi bölgelerde yapılır
* elektrik aletlerin keşfedilmesinden önce insanların yaşadıklarını ve yaptıkları şeyler
* kuş gribi hangi bölgelerde görülebilir
* kuş gribi ülkemizin hangi bölgelerinde görülebilir
* kuş gribi virüsünün canlılara etkisi
* tavukçuluk hangi bölgemizde önemlidir
* KUŞ GRİBİ
* martılardan geçebilecek hastalıklar
* tavukçuluk bölgede yapılır
* tavuk hangi bölgemizde önemli
* taşıyıcı kuşlar
* Türkiyede lazer çalışmaları
* elektirikli aletlerin keşf edilmeden önce insanların nasıl yaşadıkları ve neleryaptıklarını
*
* Kuş Gribi Ülkemizin Hangi Bölgelerinde görülebilir niçin

Page 1 of 6612345678910152025...Last »