2011 Aralık | Suna Dumankaya > Ahmet Maranki > İbrahim Saraçoğlu > Ender Saraç

Aralık, 2011

Sponsorlu Bağlantılar

Dayanılmaz baş ağrısına fesleğen iyi geliyor

Pazar, Aralık 25th, 2011

Baş ağrısından şikayet ediyorsanız, ilaçlara sarılmadan önce bu bitkilerden yararlanmayı deneyin.

Malzemeler:

• 50 gram meyan kökü

• 50 gram mercan köşk

Hazırlanışı: Meyan kökü ve mercan köşkü dövüp toz haline getirin. Ardından bolca susam yağına yatırın. Bu karışımı kaynatın. Ilındıktan sonra başınıza sürerek masaj yapın.

Malzemeler:

•  1 tatlı kaşığı defne yaprağı

• 1 tatlı kaşığı oğul otu

• 1 tatlı kaşığı fesleğen

Hazırlanışı: 2 su bardağı kaynar su içerisine malzemeler 15 dakika demlenir. Günde 2-3 bardak içilebilir.

Lavanta yağı ile masaj yapın

Badem: Baş ağrısını hafifletir. Koklanarak kullanılmalıdır. Koklanacak olursa baş ağrısını keser.

Melisa yaprakları: Çay olarak içilmesi faydalı olur. Baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi şikayetleri keser. Baş ağrısı ve migrende efe faydalıdır.

Ihlamur: Sakinleştirici, spazm çözücü özelliği vardır. Baş ağrısı ve migrene çok iyi gelir. Başınız ağrıdığında 1 bardak sıcak ıhlamur içmek kafadaki kan damarlarını gevşeterek ağrıyı azaltır.

Lavanta yağı: Sinirsel baş ağrılarında ve lavanta yağı ile masaj yapabilirsiniz. Şakaklara lavanta yağı sürmek ağrınızı hafifletir.

Nane: Baş ağrısında çok sık kullanılır. Ilık suda dinlendirilen nane yapraklarıyla yapılan kompres, sinirsel ağrılara, eklem yerlerindeki sızılara iyi gelir.

Çarkıfelek çiçeği: Bu bitkiden

demlenen çay da sinirsel baş ağrılarına karşı etkilidir.

Biberiye: Çayını içmek migrenin dayanılmaz ağrılarını hafifletir. 1 tutam biberiye 1 litre kaynar suya atılıp 10 dakika demlenir. Ağrı başladığında bir fincan biberiye çayı soğuk olarak içilir

Baş dönmesinden şikayet edenlere

Pazar, Aralık 25th, 2011

1 litre suyun içine iki çorba kaşığı kişniş katıp kaynatın. Süzürek 1 fincan için.

• Ovanperçemi otu kaynatarak demlenmesini bekleyin. Ilındıktan sonra içine tatlandırıcı katmadan için. Günde 2 bardak içebilirsiniz.

•  Bir fincan kaynar suyun içine bir çay kaşığı anason katılıp demlenir. Kısa bir süre bekletildikten sonra içilir

•  Dövülerek toz haline getirilmiş olan 1 çay kaşığı çörek otu bir tatlı kaşığı süzme .bal ile karıştırılıp yutulur.

•  Isırganotundan demlenen çayı içmek baş dönmelerini azaltır.

•  1 bardak su içine karabiber, limon suyu ve tuz ekleyin. Başınızın döndüğünü anladığınızda için.

• Sarısabır otundan da fayda görmek mümkün. Ama içeceğiniz sabırsabır otu nohut tanesinden büyük olmamalı.

İşte süper karışım

Malzemeler:

•  Şahtere otu

•  Karabaş otu

Hazırlanışı: Bu iki otu sıcak suda birkaç dakika kadar demleyin. Ardından ikisinin suyunu birbirine karıştırın günde 2 bardak için.

Malzemeler:

• Arpa suyu

• Demirhindi suyu

• Haşhaş suyu -

• Limon suyu

• Gül şerbeti

Hazırlanışı: Malzemeleri bir araya getirip karıştırın. Daha sonra bu karışımdan günde 2 bardak

aç karnına için, baş dönmenizin azaldığını fark edeceksiniz.

Malzemeler:

« Kişniş tohumu

• Mersin yaprağı

• Sirke

Hazırlanışı: Bu tohumların sularını haşlayarak çıkartabilirsiniz. Ama çok fazla kaynatmamaya özen gösterin. 2-3 dakika kadar demledikten sonra sirkeyle karıştırın. Burnunuza az miktarda çekerek yarar sağlayabilirsiniz.

GERİATRİ

Salı, Aralık 20th, 2011

Yaşlılık hastalan ve problemleriyle uğraşan tıp dalıdır. Kelimeyi 1909   yılında ilk ortaya atan, New Yorklu Dr. I.L Nascher’dir. Bu hekim, yaşlılığın kaçınıl­maz kabul edilmesin dense, geciktirilmesi yö­nünde uğraşılması gerektiğini ortaya atmış­tır, II. Dünya Savaşı sonrasına kadar bu problem ciddiye alınmamış, fakat savaş son­rası, artmış olan yaşlı nüfusun da sorunları gittikçe göze batar olmuştur. Yaşlılık, Özellik­le, endüstriyel toplumlarda problem olmak­tadır, çünkü, verimi azalan.ihtiyarlar, bura­da maddi yük kabul edilmektedir. Yağın ge­tirdiği organik ve zihni değişiklikler, yavaş ge­lişmekte ve kişiye göre farklar göstermekte­dir: Doksanında genç görünenlerle ellisinde yaşlananları hepimiz biliriz. Genellikle, yaş­lılığa bağlı zihin değişiklikleri, beyin dokusu­nun, beyin arterlerinin daralıp, elastikiyetle­rini kaybetmemelerinden ötürü, iyi beslen­memesine dayanır. Yakın olayların hatırlan­ması güçleşir, buna karşılık çok eski anılar canlı kalır. Kişinin hisliliği arttığından, sık sık gözleri yaşanr ve Öteden beri var olan alın­ganlık vb. gibi özellikleri mübalağalı olur. Aşı­rı hallerde, toplum düzenine ilgi kayboldu­ğundan, ihtiyarın pis olduğu, idrar ve dışkı­sını kaçırdığı görülür. Bu durumlar, yalnız ya­şayan ve yetersiz beslenenlerde, daha da be­lirginleşir. Yaşlılıkta, vücutta organik değişik­likler olmakla beraber, esas rahatsızlık, sos­yal ilişkilerin kesilmesinden doğar. Bundan Ötürü, yaşlı kimseyi hayata bağlayabilmek için bu tür ilişkileri kuvvetlendirmek gerekir.

JACKSON EPİLEPSİSİ

Salı, Aralık 20th, 2011

Diğer Bir adı da foka! epilepsi olan Jackson epi­lepsisi, idiopatik olabileceği gibi, genellikle, beyinde lokalize bir hastalıklı alanın mevcu­diyeti sonucu görülen bir epilepsi şeklidir. Şuur kaybı olabilir veya olmayabilir ve kriz esnasında beynin motor veya hissi kısımları etkilenebilir. Motor bir krizde olay, önce el başparmağında, ağız köşelerinde veya ayak paşparmağında başlar. Kasların kası’ıp gev­şemesi az veya çok yayılır, genellikle bir iki saniyede sona erer. Hissi krizler de aynı böl­gelerde başlayabilir ve buralarda karıncalan­ma gibi hisler uyanır. Jackson epilepsisi di­yebilmek için gerekli bulgular; krizin belirli bir yerde başlayıp, belirli bir şekilde yayılması ve genellikle şuur kaybı olmamasıdır. (Hughlings Jackson, 18351911 yılları arasında ya­şamış, Londralı bir nörologdur).