Bitkisel Kürler | Suna Dumankaya > Ahmet Maranki > İbrahim Saraçoğlu > Ender Saraç - Part 5

Bitkisel Kürler

Sponsorlu Bağlantılar
Page 5 of 6012345678910152025...Last »

Dr.Ender Saraç > 5’i 1 yerde Bitki Çayı Tarifi

Perşembe, Nisan 29th, 2010

bitki uzmanı dr. ender saraçın önerdiği – , 5 i 1 yerde zayıflama çayının yapılışı, 5i bir yerde çayının hazırlanışı, beş biyerde çay yapılışı, 5 i 1 bitki çayı, beş bir yerde çay, 5in1 yerde çayı yorumlar

Malzemeler :

2 tatlı kaşığı Yeşil çay

1 tatlı kaşığı Mate yaprağı

1 tatlı kaşığı Biberiye

1 tatlı kaşığı Kekik

1 tatlı kaşığı Funda yaprağı

1 litre kaynar suya malzemeleri koyduktan sonra kaynatmadan 20 dakika demlendirin.Daha sonra süzerek ister sıcak olarak ister soğuk olarak, isteğe göre içine biraz limon sıkarak tatlandırıp içebilirsiniz. 3 gün içerisinde kilo farkını ve etkisini hemen göreceksiniz

5’i 1 yerde Çayının içeriğindeki bitkiler neye yarıyor?

Yeşil çay: Son yıllarda kullanımı bir hayli artan yeşil çay, vücutta biriken toksinleri atarak sindirimi kolaylaştırıyor.

Mate yaprağı: Tüm dünyada obezite tedavisinde kullanılan mate çayı, yağ emilimini engelleyerek vücuttan su atımını kolaylaştırıyor. Her yaşta insanın rahatça kullanabileceği bitki, iştahı kapatarak zayıflamaya yardımcı oluyor.

Biberiye: Yağ eritici ve hazım kolaylaştırıcı bu bitki, vücutta biriken toksinleri atarak ideal bir kiloya kavuşmanızı sağlıyor.

Kekik: Halk arasında yaygın olarak kullanılan kekik, sindirimi kolaylaştırarak vücuttaki fazla suyu atarak kilo vermenizi sağlıyor.

Funda yaprağı: İyi bir böbrek çalıştırıcı ve idrar sökücü olan yaprak, bu özelliğiyle zayıflamaya yardımcı oluyor.

Ameliyatsız kıl dönmesi ( ilaç ile)

Cumartesi, Nisan 24th, 2010

Dünyada ilk ve tek: Kıl dönmesine ameliyatsız çözüm!
bulundu yapanda hemde bir türk sanırım haberlerde izlemiştim bakalım konumuzu okuyalım anlayalım..

null

Türkiye distribitörü olan AYFARMA tarafından ilaç ve eczacılık sektörüne dağıtımı gerçekleştirilecek olan Pilonol, “Kıl Dönmesi Tedavisinde Polifenol Yöntemi” patenti ile dünyada ilk ve tek olma özelliğini taşımaktadır

KOZLAB firması tarafından patentli, Doktor, Eczacı ve Mühendislerden kurulu Türk Uzmanları tarafından 1999 yılından beri üzerinde çalışılan Pilonol Kıl Dönmesi Ürünü Dünya Eczacılık ve Tıp dünyasına damgasını vuracak. KOZLAB firmasının Türkiye distribitörü olan AYFARMA tarafından ilaç ve eczacılık sektörüne dağıtımı gerçekleştirilecek olan Pilonol, “Kıl Dönmesi Tedavisinde Polifenol Yöntemi” patenti ile dünyada ilk ve tek olma özelliğini taşımaktadır.

Pilonol adlı ürünümüz, Almanya’da Dermatest Klinik Laboratuarlarında yapılan Safety ve pozitif dermatolojik testlerden geçmiş ve insan sağlığına zararlı herhangi bir kimyasal yapı taşımadığı tespit edilmiştir. Ayrıca TC Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü’nden gerekli yasal izinler alınmış, klinik çalışmaları yapılmış, yakın zamanda Uluslararası Tıp dergisinde makalesi yayınlanacak bir üründür. Sadece ülkemizde değil tüm Dünyada ses getirecek ve bu konuda ülkemize hem itibar hem de döviz getirecektir.

Yıllardır emek ve sermaye yoğun sektörlerden şikâyet ettiğimiz bir ortamda konumuzda ilk olarak bilgi yoğun bir ürün geliştirmenin gururunu yaşıyoruz.

Bu ürünü 11 yıl boyunca her türlü zorluğa rağmen geliştiren ve ülkemize ve tüm insanlığa armağan eden uzman ekibimize ve liderleri arkadaşımız, can dostumuz Mümin DİZMAN’a teşekkür ederiz. Bugüne kadar Pilonol ile ilgili ürünü kullanan, hastalarına kullandıran ve makale çalışmaları yapan Doktorlarımıza, ilacımız üzerinde gerekli araştırma ve çalışmaları yapan Pilonol L25′i hastalarımıza ulaştıran, kullanımı tarifleyen ve geri bildirimleri bize aktaran

Eczacılarımıza, tanıtımı için katkı sağlayan Ayfarma çalışanlarına, izin sürecinde desteklerini esirgemeyen başta Sağlık Bakanımız olmak üzere, İlaç Eczacılık Genel Müdürümüze ve Ara Ürün Ruhsatlandırma Bölümü çalışanlarına, kısacası desteği olan herkese teşekkür eder şükranlarımızı sunarız.

Bilindiği üzere Pilonidal sinüsün 1833′de ilk olarak Mayo ve arkasından Anderson tarafından tarif edilmesinden zamanımıza kadar geçen sürede, ameliyattan sonra tekrarlamaları da içine alarak irdeleyen birçok tedavi yöntemleri literatürde yer almıştır.

Pilonidal Sinüs hastalığının çözümünün sadece ameliyat olmadığı ortaya çıkmıştır. Doktora gidildiğinde teşhis kıl dönmesi ise ilk önerilen çözüm ameliyat olmuştur. Bu güne kadar ameliyattan farklı olarak fenol ve gümüş nitrat (AgNO3) çözeltileri gibi antiseptik maddelerle tedavi yapılmaya çalışılmış ama problemin fizyopatolojik durumundan dolayı ve bu maddelerin kimyasal yapısından kaynaklanan nedenlerden Pilonidal Sinüs tedavisinde bu tür maddelerin tedavi edici olma özelliği hayli zayıftır.

Pilonidal sinüs (kıl dönmesi)’nde yapılan araştırmalara göre en verimli çağlarında bulunan genç erkeklerde %28 oranında görülmektedir. Rahatsızlık meslek seçmemekle birlikte daha çok üniforma, iş elbisesi kullananlarda, öğrencilerde ve uzun süre oturarak çalışmak zorunda kalan kişilerde daha sıklıkla görülmektedir.

Pilonidal Sinüs (kıl dönmesi); sinsi gelişen bir yapıya sahiptir. Uzunca bir süre vücutta hiç bir belirti vermeden ilerlemektedir. Teşhis konulabilecek noktaya gelindiğinde ise problemli bölgede ağrı, kokulu akıntı ve kaşıntı şeklinde kendini belli etmektedir. Hasta genellikle bu durumda doktora başvurduğunda kıl dönmesi teşhisi konmakta ve tedavi olarak ameliyat önerilmektedir. Bu noktaya gelmiş hastalık vücut için sürekli bir enflamasyon odağı olmakta bu da vucudun diğer organlarına (kalp, böbrek, karaciğer) zarar verebilmektedir.

Yapılan müdahale sonucunda hasta problemli bir ameliyat süreci geçirmekte, ameliyatın başarı oranı hastalığın patolojik durumuna göre düşük olmaktadır. Hasta ameliyat sonrasında ciddi bir tedavi zamanına ihtiyaç duymakta ve nüks oranı yüksek olmaktadır. Bu tarz cerrahi yöntemler kişiye ekonomik külfet olduğu gibi kişi sosyal hayatından uzak kalmakta ve genel ekonomiye de ciddi işgücü kaybı olarak yansımaktadır. Hangi yöntem olursa olsun pilonidal sinüsün tedavisinden sonra nüksün gerçekleşmesi, psikolojik sıkıntıya neden olmakta ve değişik rahatsızlıklara sebebiyet vermektedir.

Diğer yöntemlerde pilonidal sinüsün nüksü çoğunlukla tedaviden sonra 9. aylarda olmaktadır. Pilonol Kıl Dönmesi Ürünü tüm bu olumsuzluklara çözüm olarak uzun zamandır labaratuvarlarda ARGE si yapılmış ve Pilonidal Sinüs için tek alternatif çözüm olabileceği ortaya çıkmıştır. Kullanım kolaylığı sağlaması nedeniyle herhangi bir merkeze ihtiyaç duyulmadan kendi kendine kullanılıyor olması hasta açısından da önemli bir avantajdır.

Sıvı bir ürün olan ve sadece günde bir kez kullanılan Pilonol L 25 ve Pilonol Tamamlayıcı Bakım Seti ile tüm bu sıkıntılı süreçler ortadan kalkacaktır. Pilonol’ün içeriğinde olan Polifenoller, Pilonidal sinüs tedavisinde alternatif çözüme yardımcı olacaktır. Polifenoller. bitkilerden elde edilen doğal bir biopolimerlerdir.

Mikroorganizmaların yok edilmesi safhası ve hasarlı dokunun onarılmasıyla 2 farklı yönden hastalığın bertarafı için etki göstererek görevini yerine getirmektedir. Polifenoller tıpta başta kanser olmak üzere astım, bronşit, kolon enfeksiyonları, bronşit, aids, sara, sedef, sarılık, grip ve keratit gibi hastalıklarda başarıyla kullanılmaktadır. Dünyada bununla ilgili pek çok akademik çalışma mevcuttur.

YORUMLAR:

İletişim için ürünü nerden alcamızıda sölermisiniz cvp beklyioruz

ARKADAŞLAR BENDEDE VARDI 1 SENE ÖNCE SİZE BİR HASTENE SÖYLİCEM 20 DK DA KURTULUN BENDE ŞUAN HİÇ BİR ŞEY KALMADI HASTANENİN İSMİ MEDİLİFE HASTANESİ GOOGLE ARAYIN ÇIKICAK SAKIN KENDİNİZİ KESTİRİP BİÇTİRMEYİN TABİ ÇOK İLERİ DÜZEYDE DEĞİLSE BU DEDİKLERİM GEÇERLİ AYRICA BELİRTİYİM BUNUDA HERKEZE GEÇMİŞ OLSUN

bu sorun bende bir senedir var ilgimi cok cekti nasil alabilirim bu ürünü lütfen yardimci olun acil cevap ltf
daha detalı bilgi almak isterim ne den oluşuyor bu ürün güvenmek isterim

SEDEF HASTALIĞINA KARŞI ŞİFALI REÇETE

Cuma, Nisan 23rd, 2010

Sedefe karşı şifa bahçesinden notlar ÖNERİLER VE AÇIKLAMALAR.

null

Bitkilerin yara iyileştirici etkileri olduğu eskiden bu yana biliniyor. Egzama ve sedef gibi deri problemlerinde, şifa bahçesinin nimetlerini gözardı etmemek lazım.

Ciltte erozyonlar, artan kırmızılıklar, küçük yaralar ve çatlaklarla kedini belli eden bu rahatsızlıklara karşı, doğada büyüyen bitkiler, içinde çare taşıyor. ‘Tamamlayıcı tedavi’ olarak evde bakım yoluyla edilen mücadeleden iyi sonuçlar almak mümkün. Kullanılan bazı şifalı bitkilerle, süreç içinde deri bozuklukları ortadan kalkarak normalleşiyor. Herbalist Tarkan Güveloğlu, deri sorunlarına karşı şifa bahçesinden bazı notlar aktarıyor.

Bitkilerin yara iyileştirici etkileri olduğu eskiden bu yana biliniyor. Aynı zamanda egzama ve sedef gibi hastalıklarda da önemli etkileri bulunuyor. Deride artan kırmızılıklar, küçük yaralar, çatlaklar ve erozyonlarla kendini belli eden egzamanın iyileşmesini bazı bitki özleri teşvik ediyor. Hassas ciltlerde ve alerjiye yatkın olan kişilerde de görülen egzamanın bakımı için doğanın nimeti olan bitkiler, bu etkiyi taşıyor. Tamamlayıcı tedavi olarak düzenli olarak kullanılırsa, süreç içinde deri bozuklukları ortadan kalkarak normalleşiyor.

Sedefe karşı size şifa bahçesinden bazı notlar aktarmak istiyorum:

Egzamalı ve sedefli insanların çevresindeki insanlarla ilişkileri bu hastalıktan dolayı azalıyor. Oysa içe kapanma ile geçen günlerini doğadan yardım alarak geçirseler, şifalı bitki çözümleriyle biraz bile ilgilenseler, faydalarını görmekte gecikmeyecekler. Sorunu doğayla çözüp görünümünüzü sağlıklı hale getirecek doğal yollar da var:

Egzama ve sedefin evde bakımı için tabiat içinde doğanın nimeti olarak özel tasarlanmış şifalı bitkiler, ot ekstrelerinden söz etmek istiyorum sizlere:

Aşırı duyarlı deri, sedef ve alerjilere eğilimli olanlar için harika bir yoldur şifalı çözümler.. (www.herbalisttarkan.com) Bazı bitkilerin yaprakları, uçucu yağların fonksiyonları sedefin önlenmesinde evrensel güçlere sahipler.. Bu otlardaki aktif bileşenler, ciltteki hastalığı asimile edebiliyor ve sorunların ortadan kaldırılmasına yardımcı olabiliyor. Bakımlı görünüme geri dönmenizi sağlıyor. Organizma üzerinde belirgin iyileştirici etkiye sahip bitkiler içinde, bağışıklık sistemini güçlendirici ozellikte olanlar, sedefin nedenlerini ortadan zamanla kaldırıyor.

Vücudun en iyi müttefiklerinden biri olan çöreotu

Sedef, içten uygulanan bitkisel bakımların yanı sıra, sorunlu cilde sürülen doğal kremler de kullanmayı gerektirir. Derideki lezyonları arındırıcı işlemlerle, belirgin bir iyileşme etkisi veren bir araç olarak bu doğal kremleri de ihmal etmemek lazım. Şifalı bitkilerin kullanımı, metabolizmada antioksidan aktiviteler meydana getiriyor. Doğanın bünyesinde barındırdığı iyileştirici görevler, hastalığın etkilerini bertraf etmekte yarar sağlıyor. Tüm cilt katmanlarında, iyileşmek için doğal metabolik süreçleri hızlandırıyor.

Bir önemli faktör ise bağışıklık sisteminin düzgün işleyişini sağlamak. Doğanın şifa bahçesi, bir çok hastalıkla başa çıkmak için çalışıyor. Bu bahçede yetişen otlar, kökler ve bitkiler tamamlayıcı sağlığın adresi.. Sedef hastalığında bu bitki özlerinin gücü tamamlayıcı rol oynuyor. Genellikle dirseklerde, dizlerde, ellerde irili ufaklı yara benzeri belirtiler gösteren bu hastalığın nedeni bilinmiyor. Ancak vücudun bağışıklık sisteminin herhangi bir nedenden zarar görmesi, ani bir korku, acılı ve üzüntülü bir olayla karşılaşmak ve sinir sistemi rahatsızlıkları gibi nedenlerden birkaçıyla sedef ortaya çıkabiliyor. Sigara ve alkol tüketiminin sedef hastalığını artırdığı biliniyor.

Yoğunlaşmış saf bitki özleri

Meyan kökü, oğulotu ve karabaş otu gibi bitkiler, vücudun en iyi müttefiklerinden biri olan çöre otu sedef hastalığında kullanılan otlardan sadece bir kaçı. İçlerinde bağışıklık sistemine etki eden aktif güçlere sahip olan bir bitki olarak meyan kökünün altını çizmek isterim. Yalnız yüksek tansiyon ve şekeri olanların kullanmaması gereken bir bitki. Bunlarla birlikte saf bitki özleri karışımı da kullanıldığında çok iyi neticeler alınıyor. Saf bitki özlerinde altı çizilen bir başka nokta ise şu: Sedef ve vitiligo’da (derinin beyazlaşması), sadece bitkileri kullanmak yeterli değil. Bu tip rahatsızlıklarda çok daha etkili sonuçlar alabilmek için yoğunlaşmış saf bitki özleri kullanmak gerekmekte. Kişilerin yaşına göre veya başka bir rahatsızlığının olup olmaması durumuna göre bitki özlerinin kullanım dozu değişebiliyor.

Sağlıklı, güzel bir cilde ve görünüme sahip olmak, bazı deri problemleriyle doğal yollarla baş etmek istiyorsanız, 0216 414 97 16 no’lu telefondan ulaşıp, ücretsiz danışmanlık alabilir, sorularınızı yöneltebilirsiniz.

Besininiz ilacınız, doğa dostunuz olsun…

Herbalist Tarkan Güveloğlu
Mahmure.com Uzmanı
www.herbalisttarkan.com
0216 414 97 16

Bacakta oluşan kıl dönmesine toz şeker

Salı, Nisan 20th, 2010

suna dumankaydan bacaktaki kıllar, bacaktakı kıl batması, kıl batması çözümü, bacaktaki kıllanma, bacaktaki kıl dönmesi sorunları tarifi aşağıda..

Bacaklardaki kıl dönmeleri için öncelikle kese yapılması gerekiyor. Bu sayede kıl kökleri daha rahat çıkar.

Bir kase toz şeker ile bir yumurtanın akını karıştırarak vücudunuza sürün. Sonra bunu ovarak çıkarın.

Duş yaptıktan sonra limon suyuyla masaj yapıp ardından pudra sürün. Bu işlemi haftada bir kez yapın.

Ev kadınlarının korkulu rüyası: KİLO ALMAK

Salı, Nisan 13th, 2010

Ev kadınları neden kilo alıyor acaba Fazla kilolar daha çok ev kadınlarının şikayeti ve ev kadınları, çok fazla iş yapmalarına rağmen nasıl kilo aldıklarını sorgularlar… Kilo alımında bilgisayar ve televizyon karşısında sürekli kurabiye, kek, asitli içecekler tüketmenin etken olduğu belirlendi.

Ev kadınlarının kilo problemlerini ortadan kaldırmaları için alabilecekleri tedbirler:
• Salata servis edilirken mutlaka kevgir kullanılmalı ki yağ servis tabağında kalsın.
• Etli yemeklere asla yağ ilave edilmemeli. Kendi yağıyla pişerse hem daha lezzetli olur hem de kalorisi azalır.
• Et suyunun jelini atıp kullanmalısınız çünkü et suyunun jelinde yağ birikir.
• Yemeklerde tuz yerine damak tadına göre; nane, köri, karabiber, kimyon gibi baharatlar kullanılmalı çünkü tuz vücutta fazla su birikimine neden olur.
• Patates haşlanmış ya da fırında pişirilerek tüketilmedir. Eğer patatesi kızarmış seviyorsanız kendiniz yağsız patates cipsi hazırlayabilirsiniz. Patatesleri cips gibi ince ince kesip ısıtılmış, yağsız tost makinesinde pişirerek tüketebilirsiniz.
• Tavuğun derisi kullanılmamalıdır çünkü en fazla yağ bu bölümdedir.
• Etin görünen yağları çıkarılıp kullanılmalıdır.
• Yemek pişirirken yanmaz tava kullanınız.
• Yemekleri karıştırırken tahta kaşık tercih ediniz. Metal kaşık, sebzelerde C vitamini kaybına sebep olur.
• Lokmaları mutlaka fazla çiğneyiniz.
• Her gün yürüyüş ve egzersiz yapınız. Özellikle sabah açken yapılan bir saat tempolu yürüyüş, kilo almaktan koruyacağı gibi kilo vermeye de yardımcıdır.
• Kabul günleri kilo almaya neden oluyor. Böyle günlerde sebze ağırlıklı ve zeytinyağlı yiyecekler tercih edilmeli.
• Şekerli ve gazlı içecekler yerine ayran veya taze sıkılmış meyve sularını tüketmeye çalışılmalı. Vitamin ve mineral bakımından da oldukça zengin olan bu içecekler günlük vitamin ihtiyacınızı karşılamada katkıda bulunacaktır.
• Ağır hamur tatlıları yerine dondurma veya sütlü tatlıları tercih edilmelidir.
• Gün içerisinde televizyon karşısında yemek yemeyiniz. Televizyon karşısındayken hem ne kadar yediğinizi anlamazsınız hem de normalden daha hızlı tüketirsiniz.

Page 5 of 6012345678910152025...Last »