Bitkisel Kürler | Suna Dumankaya > Ahmet Maranki > İbrahim Saraçoğlu > Ender Saraç - Part 59

Bitkisel Kürler

Sponsorlu Bağlantılar

Çarşamba, Şubat 3rd, 2010

demir iceren meyveler- folik asit iceren meyveler- hurma meyvesi- meyve hurma- meyveler hurma- oksitosin iceren besinler- oksitosin iceren gidalar- seker iceren meyveler- taze hurma meyvesi- yas hurma meyvesi kategorisindesiniz şu anda

null

HURMA VE FAYDALARI
Ağacı ve meyvesi olan hurma, çok eski zamanlardan beri bilinir ve tarımı yapılır. Yaklaşık 23 metre yüksekliğe kadar büyüyen ağacın gövdesi, düşen yaşlı yaprakların sap kalıntılarıyla kaplıdır. Gövdenin tepesinden çıkan yaklaşık 5 metre uzunlukdaki parlak, tüysü yapraklar gösterişli bir taç oluşturur. Yalnızca bir sert tohumdan oluşur. Genellikle yumurta şekilli meyvelerin büyüklügü, rengi ve muhtevası yetişme şartlarına göre değişir. Ağırlığı 8 kg.’a ulaşan bir salkımda binden çok meyve bulunabilir. Dikiminden 4-5 yıl sonra meyve vermeye başlar. 10-15 yıl içerisinde ise en verimli dönemine ulaşır. Her ağaçtan 40-80 kg. ürün elde edilir. Normal ömrü 150 yıl kadardır.

Tazesi, kurusu, büyüğü, küçüğü ile adeta bin bir çeşidi vardır. Medine’deki hurma pazarına gidenler renk renk, çeşit çeşit hurma cinsini görünce şaşırırlar.
Bilinen en eski bitki çeşitlerinden biri olan hurma, günümüzde lezzetinin yanı sıra besleyici özelliği nedeniyle de tercih edilen bir besindir. Her geçen gün keşfedilen faydaları hurmayı, hem gıda hem de ilaç olarak kullanılan bir besin haline getirmiştir. Hurmanın sahip olduğu bu özelliklere Meryem Suresi’nde dikkat çekilmiştir.

“Derken doğum sancısı onu bir hurma dalına sürükledi. Dedi ki: “Keşke bundan önce ölseydim de, hafızalardan silinip unutuluverseydim.” Altından (bir ses) ona seslendi: “Hüzne kapılma, Rabbin senin alt (yan)ında bir ark kılmıştır.” Hurma dalını kendine doğru salla, üzerine henüz oluşmuş-taze hurma dökülüversin.” Artık, ye, iç, gözün aydın olsun.” (Meryem Suresi 23-26. Ayetler)

Allah’ın, Hz. Meryem’e “hurma yemesini” bildirmesinin pek çok hikmeti vardır. Allah’ın Hz. Meryem’in doğumunu kolaylaştırmak için sunduğu nimetlerden biri olan hurmanın, özellikle hamile ve doğum yapan kadınlar için önemi ve faydaları, bugün bilimsel olarak da bilinmektedir. Hurma içerdiği %60-65 oran ile en çok şeker içeren meyvelerden biridir. Doktorlar, hamile kadınlara doğum yaptıkları gün hazmı kolay meyve şekeri içeren yiyecekler verilmesi gerektiğini belirtmektedirler. Bunun amacı, annenin zayıf düşen vücuduna enerji ve canlılık kazandırmak, aynı zamanda da yeni doğan bebeğe gerekli olan sütün oluşabilmesi için, süt hormonlarını harekete geçirmek ve anne sütünü çoğaltmaktır.

Ayrıca doğum sırasında meydana gelen kan kaybı, vücut şekerinin düşmesine sebep olur. Hurma vücuda tekrar şeker girişinin sağlanması açısından önemlidir ve tansiyon düşmesini de engeller. Kalori değerinin çok yüksek olması sebebiyle hastalıktan güçsüz düşmüş ya da yorgun olan kimseler için özellikle çok faydalıdır. Bu bilgiler, Allah’ın Hz. Meryem’e, hem kendisine enerji ve canlılık verecek hem de bebeğin tek gıdası olan sütün meydana gelmesini sağlayacak hurmadan yemesini bildirmesindeki hikmetleri ortaya koymaktadır. Örneğin hurma insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10′dan fazla element içermektedir. Bu nedenle günümüzde bilim adamları, insanın sadece hurma ve suyla yıllarca yaşayabileceğini belirtmektedirler. Bu konuda tanınmış uzmanlardan biri olan V. H. W. Dowson ise, bir hurma ve bir bardak sütün bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılamaya yeteceğini söylemektedir. Peygamber (s.a.v.) efendimizin ”İçinde hurma bulunan evin halkı aç kalmaz” hadisi bu manada çok anlamlıdır.

Hurmada bulunan oksitosin maddesi de, modern tıpta doğumu kolaylaştırıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Oksitosin, doğumu kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle pek çok kaynakta “rapid birth” yani “hızlı doğum” ifadesiyle tanımlanmaktadır. Doğum sonrasında ise anne sütünü artırıcı etkisiyle bilinmektedir. Oksitosin esasen beyinde salgılanan doğum sancılarını başlatan bir hormondur. Doğum öncesi vücudun tüm hazırlıkları bu hormon sayesinde başlar. Hormonun etkisi ana rahmini oluşturan kaslarda ve anne sütünün salgılanmasını sağlayan kas yapısındaki hücrelerde görülür. Doğum esnasında ana rahminin etkili olarak kasılması doğumun gerçekleşebilmesi için son derece önemlidir. Oksitosin de, rahmi oluşturan kasların çok güçlü bir şekilde kasılmasını sağlar. Ayrıca oksitosin yeni doğmuş olan bebeğin beslenmesi için anne sütünün salgılanmasını başlatır. Hurmanın tek başına bu özelliği -oksitosin içermesi- bile Kuran’ın Allah’ın vahyi olduğunun önemli delillerinden biridir. Hurmanın tıbbi olarak faydalarının tespit edilmesi ancak yakın tarihlerde mümkün olmuştur. Halbuki Kuran’da 1400 sene evvel Allah’ın Hz. Meryem’e hamilelik döneminde hurma ile beslenmesini vahyettiği bildirilmektedir.

Hurma hamile ve emzikli hanımlar içinde çok faydalıdır. Anne karnındaki çocuğun gelişmesini ve hamileliğin anneyi zayıf düşürmesini önler. Emziklilerin sütleri bol ve besleyici olur.

Ayrıca hurmada insan vücuduna bol miktarda hareket ve ısı enerjisi kazandıran, vücutta parçalanıp kullanılması sindirimi ve özümlemesi kolay olan bir şeker türü bulunmaktadır. Üstelik bu şeker kan şekerini hızla yükselten glikoz değil, meyve şekeri fruktozdur. Glisemik endeksi düsük olan bu gida sismanlama tehlikesine yol açmaz. Özellikle şeker hastalarında kan şekerinin hızla yükselmesi, pek çok organı olumsuz olarak etkiler, ancak en çok hasar gören organ ve sistemler göz, böbrekler, kalp-damar sistemi ve sinir sistemidir. Gözde görme kaybına kadar varan rahatsızlıklar, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi pek çok ciddi hastalığın en önemli nedenlerinden biri kan şekeri yüksekliğidir.

Modern tıbbın bu meyveye”baş meyve” olarak bakması boşuna değildir. Zira bir insanın muhtaç olduğu bütün elementleri ihtiva ettiği için sadece hurma ve suyla yıllarca yaşamak mümkündür.

Hurma içerik olarak çok çeşitli vitamin ve minerale sahiptir. Lif, yağ ve proteinler açısından da çok zengindir. Hurmada sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, kükürt, fosfor ve klor da bulunmaktadır. Hurma ayrıca A vitamini, betakaroten, B1, B2, B3 ve B6 vitaminlerini de içerir.
Hurmada bulunan vitamin ve minerallerin, normal insan vücudunda ve hamilelik zamanlarındaki faydalarından bazılarını ise şöyle sıralayabiliriz:

Hurmanın besleyici oranının gücü, içerdiği uygun mineral dengesinden kaynaklanmaktadır. Hurmada, hamilelikte kadınların alması gereken bir B vitamini olan folik asit de bulunmaktadır. Folik asit (B9), vücutta yeni kan hücresi yapımında, vücudun yapı taşı olan amino asitlerin yapımında ve hücrelerin yenilenmesinde önemli görevler üstlenen bir vitamindir. Bu yüzden hamilelikte folik asit ihtiyacı belirgin şekilde artar ve günlük ihtiyaç iki katına çıkar. Folik asit seviyesi yetersiz olduğunda yapısal olarak normalden büyük, ancak işlevleri düşük alyuvar hücreleri meydana gelir ve kansızlık belirtileri ortaya çıkar.

Özellikle hücre bölünmesinde ve hücrenin genetik yapısının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, hamilelik sırasında gereksinimi iki katına çıkan tek maddedir. Hurma da, folik asit açısından çok zengin bir besin türüdür.

Öte yandan hamilelikte meydana gelen uzun süreli bulantı ve fiziksel tepkimeler nedeniyle potasyum eksikliği açığa çıkar ve bu durumda da potasyum takviyesi yapılması gerekir. Hurmada bol miktarda bulunan potasyum bu açıdan büyük önem taşıdığı gibi, vücuttaki su dengesinin korunmasında da son derece etkilidir.

Ayrıca potasyum beyne oksijen gitmesine de yardımcı olarak berrak düşünebilmeyi sağlar. Bununla beraber vücut sıvıları için uygun alkalik özelliği sağlar. Zehirli vücut atıklarını dışarı atması için böbrekleri uyarır. Yüksek kan basıncını düşürmeye yardım eder ve sağlıklı deri oluşumunu sağlar.

Hurmada bulunan kalsiyum ve fosfat ise, iskelet oluşumu ve vücudun kemik yapısının dengelenmesi için çok önemli elementlerdir. Hurma, içerdiği bol fosfor ve kalsiyum ile kemik zayıflığına karşı bünyeyi korur ve bu hastalıkların azaltılmasına yardım eder.

Hurma sahip olduğu çesitli maddelerle vücudun vakitsiz ihtiyarlamasına mani olur. Bol hurma yiyenler bedeni ve zihni bakımdan gençleşirler.

Hurmanın gıda değeri çok yüksektir. Bu sebeple bedenen ve zihnen agğır çalışanlara, bedeni ve zihni yorgunluk çekenlere, hastalıktan bitap düşmüş olanlara çok fayda verir. Hurma hem enerji verir hemde kasların ve sinirlerin gelişmesini sağlar.

Bilim adamları hurmanın stres ve gerginliği giderici etkisine de dikkat çekmektedirler. Berkeley Üniversitesi uzmanlarının yaptığı araştırmalar, sinirleri güçlendiren B6 vitamininin ve kasların çalışmasında önemli rol oynayan ve bu sebeple kalp krizini önleyici tesiri olduğu bilinen magnezyum mineralinin hurmada yüksek miktarda bulunduğunu ortaya koymuştur.

Hurma ayrıca içerdiği magnezyum ile, böbrekler için de son derece önemlidir. Bir insan günde 2-3 tane hurma yiyerek vücudunun magnezyum ihtiyacını karşılayabilir. Bu madde vücudu kansere karsi korumaktadır. Hurmanın çok tüketildiği ülkelerde kansere tutulma oranı çok azdır.

Newsweek dergisinde (Kasım 98) çıkan haberde günümüzün yaygın problemi olan prostat büyümesinde hurma ekstrelerinin son yılların flas ilacı proscar (Merck) kadar iyi geldiği, üstelik yan etki göstermediği bildirilmektedir.

İçerdiği B1 vitamini ile sinir sisteminin sağlıklı olmasını kolaylaştırır. Vücuttaki karbonhidratların enerjiye çevrilmesine, protein ve yağların vücudun diğer ihtiyaçları için kullanılmasına yardımcı olur. B2 vitaminiyle de, vücudun enerji sağlaması ve hücrelerin yenilenmesi için protein, karbonhidrat ve yağların yakılmasına yardımcı olur.

Hamilelikte A vitaminine olan ihtiyaç da artar. Hurma, içindeki A vitamini sayesinde, görme gücünü ve vücut direncini artırır, kemik ve dişlerin güçlenmesini sağlar. Hurma, betakaroten açısından da son derece zengindir. Betakarotenin hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önleyici özelliği vardır.

Ayrıca diğer meyveler genellikle protein açısından yetersizdir, ancak hurma protein de içermektedir. Bu özelliği sayesinde vücudun hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı korunmasını sağlar, hücreleri yeniler ve vücut sıvısını dengeler. Örneğin et de faydalı bir gıdadır ancak özellikle hamilelik döneminde taze bir meyve olan hurma kadar fayda vermeyebilir. Hatta böyle bir dönemde etin fazla tüketilmesi vücutta zehirlenmeye neden olabilir. Hazmı kolay olan, hafif sebze, meyve türü yiyeceklerin tercihi daha uygun bir seçimdir.

Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar. Çok fazla demir içermesi sebebiyle, bir insan günde 15 tane hurma yiyerek vücudunun demir ihtiyacını karşılayabilir ve demir eksikliğinden kaynaklanan rahatsızlıklardan korunmuş olur.

Hurma ile ilgili tüm bu bilgiler, Allah’ın sonsuz ilmini ve insanlara olan rahmetini ortaya koymaktadır. Görüldüğü gibi modern tıbbın ancak günümüzde tespit edebildiği hurmanın – özellikle de hamilelik döneminde ki – faydalarına Kuran’da 14 asır önce işaret edilmiştir.

“O, gökten su indirendir. Bununla herşeyin bitkisini bitirdik, ondan bir yeşillik çıkardık, ondan birbiri üstüne bindirilmiş taneler türetiyoruz. Ve hurma ağacının tomurcuğundan da yere sarkmış salkımlar, -birbirine benzeyen ve benzemeyen- üzümlerden, zeytinden ve nardan bahçeler (kılıyoruz.) Meyvesine, ürün verdiğinde ve olgunluğa eriştiğinde bir bakıverin. Şüphesiz inanacak bir topluluk için bunda gerçekten ayetler vardır.” (Enam Suresi 99. Ayet)

Sonuç olarak hurma, hem bir gıda hemde ilaçtır. Şifa verici özelliği belirgindir. Aynı zamanda meyvedir. Bir diğer yönü ise nefis bir tadı oluşudur.
Kısacası hurma; şaşırtıcı özelliklere sahip harika ve mükemmel bir besindir.

oğul otu

Çarşamba, Şubat 3rd, 2010

karabas otu ogul otu- karabas otunun yan etkileri- karabas ve ogul otu- melisa otunun yan etkileri- ogul otu- ogul otu karabas otu- ogul otunun hazirlanisi- sifali bitkiler ogul otu- faydaları ve zararları nelerdir

Halk dilinde limon nanesi, melisa otu, kovan otu olarak da bilinen oğul otu, yaprakları oval, saplı ve kenarları dişlidir.
Limonu andıran, iç açıcı bir kokusu vardır. Kokulu olmayan türler, tedavi amaçlı kullanılmaz. Bitkinin Ana yurdu Akdeniz Bölgesi’dir, ancak Avrupada da, tedavi amaçlı kullanılmak üzere yetiştirilir.

Oğul Otunun İçerdiği Maddeler:

Citral içerikli uçucu yağ,
Citronellal,
Linalool,
14 mineraller,
acı madde ve tanen içerir.

Saklama Şekli

Yapraklar çiçeklenmeden önce toplanır.

Çünki, kendine özgü limon kokusunun önemli bölümünü çiçeklenmeden sonra yitirir. Gölgede kurutulur ve ince ince kıyılarak saklanır. Oğul otu yaprağının başlıca özelliği yatıştırıcı etkisidir.

Oğul Otunun Faydaları:

Oğulotu, öncelikle uykuya dalma zorluklarında, huzursuzluk ve sinirlilik hallerinde, işlevsel kalp rahatsızlıklarında kullanılabilir. Aynı doğrultuda, sinirsel kaynaklı mide ve bağırsak rahatsızlıklarında da faydalıdır.

Hazırlanışı:

Uykusuzluğa karşı hazırlanan çay, balla tatlandırılır ve yatmadan önce, sıcak içilir.

Bitki çayının, soğuk algınlığına ve gribe karşı önlem olarakta kullanılabilir. Çünki oğul otu, organizmayı dengeler ve savunma gücünü artırır.

Oğul otu ayrıca, mikrobik hastalıklara karşı da kullanılır.

2 ya da 3 çay kaşığı dolusu ince kıyılmış oğulotu, 1 bardak kaynar suyla haşlanır. 10 dakika kadar demlendikten sonra süzülür. Bitki kesinlikle kaynatılmamalıdır! İsterseniz bal ile tatlandırarak, günde 3 ya da 4 bardak çay gibi içebilirsiniz.

Şeker hastalığınız varsa, tatlandırmadan içmelisiniz.

Yan etkileri:

Oğul otunun bilinen bir yan etkisine henüz rastlanmamış.

null

Ballıbabagiller familyasından; çok dallı, beyaz çiçekli otsu bir bitkidir. En önemli türü tıbbi melissadır. İstanbul, Bursa, Ege ve Akdeniz bölgesinde yetişir.

Boyu 30 – 80 cm kadardır. Limon kokuludur. Çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları ince ve yumuşak tüylüdür. Çiçekleri beyazdır. Yapraklarında tanen, reçine ve uçucu bir yağ vardır.

Faydası : Mide ve bağırsak ağrılarını keser. Kalbi kuvvetlendirir. Hazımsızlık, baş ağrısı ve migrende faydalıdır. Melankoli, sara, başdönmesi, kulak çınlaması ve sinir krizlerinde şikayetleri ortadan kaldırır. Bayılmalarda kullanılır.

Mide ve bağırsak gazlarını söker. Aybaşı ağrılarını keser ve aybaşı kanamalarını düzenler. Huzursuzluk ve sıkıntıları giderir. Hafıza zayıflığında faydalıdır.

Dişlerimizi ihmal etmeyelim

Salı, Şubat 2nd, 2010

ağız sağlığı – ağız sağlığının korunması – ağız şikâyetleri – ağız sorunları – ağız ve diş kontrolü – Ağız ve Diş Sağlığı – apse – çene kemiği – çene kemiği erimesi – diş ağrısı – diş ağrısı tedavisi – diş ekimi – diş hekimi – diş sağlığı

Uzmanlar, önleyici tedavinin ağız ve diş sağlığındaki önemine işaret ederek, Türkiye’de genellikle insanların dişi ağrıdığında diş hekimine başvurduklarını bunun da tedavi maliyetlerini artırdığını söylüyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Murat Kurt, önleyici tedavinin ağız ve diş sağlığındaki önemine işaret ederek, Türkiye’de genellikle insanların dişi ağrıdıklarında diş hekimine başvurduklarını bunun da tedavi maliyetlerini artırdığını söyledi.

Kurt yaptığı açıklamada, sağlık hizmetlerinde önleyici tedavinin yaygınlaştırılması halinde ciddi oranda tedavi masraflarının azalacağını vurguladı.

Türkiye’de insanların büyük bir kısmının dişçi koltuğuna oturmaktan çekindiklerini ve düzenli diş kontrolü yaptırmadıklarını belirten Kurt, dişi ağrımadığı, apse yapmadığı ya da ağız sağlığında bir problem yaşamadığı sürece insanların ağız ve diş kontrolü yaptırmadıklarını söyledi.

Şikâyetler başladığında ise uygulanacak tedavinin masraflarının da arttığını ifade eden Kurt, “İnsanlarımız düzenli diş kontrolü yaptırmadıkları için, öncesinde basit bir operasyonla önüne geçilebilecek sağlık sorunları bize büyüyerek geliyor. Bunun için de kullanılan malzeme ve harcanan mesai doğal olarak artıyor. Bunlar da ciddi masraflar oluşturuyor” dedi.

Diş tedavisinde istenilenin hastanın diş kaybı yaşamaması olduğunu ve diş hekimlerinin hastanın kendi sağlıklı dişlerini korumaya öncelik verdiklerini eden Kurt, son yıllarda doğal dişlere en iyi alternatifin implant tedavisi olduğunu anlattı.

İmplantın, bir nevi diş ekimi olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kurt, çene kemiğine titanyumdan üretilen vida formunda implantın yerleştirildiğini bunun üzerine de protezin uygulandığını, çene kemiği erimediği sürece imlantların uzun süre kullanıldığını kaydetti.

İmplant tedavisinin pahalı bir tedavi olduğunu hatırlatan Kurt, ağız ve diş sağlığının korunması için düzenli diş fırçalama, ağız ve diş sağlığı kontrolü yaptırılması gerektiğini sözlerine ekledi.

implantın- implantın yararları- önleyici diş tedavisi- önleyici tedavi- protezin dolgu- sağlık- sağlık hizmetleri- tedavi masraflarını azaltmak- titanyum vida

Arpacık için bitkisel çözüm

Salı, Şubat 2nd, 2010

Göz Arpacığı – gözde çıkan arpacık için ne yapılması gerek – gözdeki şişlik

Gözde arpacık çıktığı zaman günde 4 kere bir sarımsağın ucunu keserek üzerine sürün. 1-2 gün içinde geçecektir.

Hangi Bitkiler Ateş düşürür

Pazar, Ocak 31st, 2010

Ateş düşüren şifalı bitki kürleri – ateş düşürücü şifalı bitkisel yöntemler – şiddetti ateş için yapılması gerekenler – bitkilerle ateş düşürme – ateş düşürmek için bitkisel tedavi

Ateş hastalık belirtisi ve vücut tepkisidir. Düşürülmeye çalışılmadan önce her hastalıkta önerdiğimiz gibi önce hekime danışmalı. Onun önerdiği çözüme ek olarak şifalı bitkilerden yararlanmalısınız.

1- Kına ile sirke karıştırılarak macun yapıldıktan sonra ayak tabanına sürülürse vücut ısısı düşer.

2- Akasya çiçeği yaprakları ve dalları kaynatılarak suyu ile baş yıkanırsa ateş düşer.

3- Arpa ve papatya kaynatılararak bir su bardağı içilir.

4- Aspirin ile kolonya karıştırılarak vücut ovulur.

5- Sirkeye batırılan bezler bilek ve ayak altlarına konursa ateş düşürür.